//
bilinçlenelim
exosport

Dağhan Irak, AEK’i anlattı (Özel Röportaj)

Bir süredir kafa izninde olan Exopolitan, bulduğu ilk fırsatta sahalara dönme kararı aldı. Bu kararı alır almaz da dün doğumgününü kutlayan AEK’i gündeme getirmek istedik. Türkiye’de AEK’i anlatacak en önemli isimlerin başında araştırmacı-yazar Dağhan Irak geliyor. Biz de Dağhan’a AEK’teki son durumu, ülke futbolunun AEK’le ilişkisini sorduk. Birbirinden ilginç yanıtlar aldık. Sizi bu güzel futbol söyleşisiyle başbaşa bırakıyoruz.

AEK köklerini İstanbul’dan, Ermis, Peraspor ve Beyoğluspor çizgisinden alıyor. Bugünün futbol dünyasına baktığımızda, AEK’i bu tarihsel çizginin neresinde görüyorsun?
2000’lerin başında Yunanistan’da maçları yayınlayan dijital platform Alpha Digital’in iflasıyla beraber pek çok önemli kulüp maddi krize girdi, buna AEK de dahil. Yunanistan’da lig şampiyonluğunun, buna bağlı olarak Şampiyonlar Ligi katılım hakkının biraz da şaibeli olarak neredeyse sürekli Olympiakos’ta ve daha az olarak Panathinaikos’ta kalması, AEK’in krizi bir türlü atlatamamasına yol açtı. Bu koşullarda yaşam mücadelesi veren kulübün tarihi mirasına çok da sahip çıkabildiğini söyleyemeyiz. AEK taraftarı kulübün İstanbul’da kurulduğunu biliyor ama mesela 1955’e kadar AEK’in İstanbul’a her yıl gelip 4-5 maç yaptığını pek bilmiyor. Yani İstanbul’dan sürgün giden kulüp imajı bâki ama İstanbul’la bağlarını hiç koparmamış bir kulüp olma özelliği zayıflıyor. Özellikle Kıbrıs sorunu nedeniyle ilişkilerin koptuğu yıllar bu kültürel bağa büyük zarar verdi. 2000’lerde bu bağı tekrar kurmak için çabalar oldu, mesela AEK 80. yılını Galatasaray’la biri İstanbul’da biri Atina’da iki maç yaparak ve Patrikhane’yi ziyaret ederek kutladı. Ama maddi kriz ve sürekli yönetim&hissedar değişiklikleri bu çabanın devamını engelledi. AEK istikrara kavuştuğu takdirde ilk iş bu bağları tekrar kurmalı, özellikle de senelerdir ihmal ettikleri Beyoğluspor’la olanları. Zira Beyoğluspor hâlâ AEK’in içinden doğduğu Pera Club’un renklerini ve amblemini kullanan AEK’in gerçek kardeş kulübü.

Balkanları ve Balkan futbolunu çok iyi takip eden biri olarak, AEK’in bölge futbolu açısından önemini anlatabilir misin?
AEK senelerce hem Yunanistan içinde hem de civar ülkelerde oynayan yetenekli futbolcuları kadrosunda bulundurmuş bir kulüp. Türkiye Milli Takımı’nın oyuncuları Yordan, Sofiyanidis ve Lefter dışında Toni Savevski ve Duşan Bayeviç gibi isimler de Yugoslavya’dan gelerek AEK’te hem futbolcu hem teknik adam olarak görev yaptılar. AEK bu özelliğini son dönemde kaybetti. Aslında tekrar Balkanlar’a dönerek ekonomik ama etkili bir kadro kurabilir. Hem Balkanlar’daki prestiji tekrar artar, hem de maddi kriz aşılır. Ama bunun için kulübün yönetim krizini aşması gerek.

Bize biraz AEK tribününü, AEK taraftarının futbol atmosferini anlatabilir misin? AEK taraftarıyla kişisel iletişimin nasıl?
AEK tribünü çok renkli bir tribün. Original 21 adlı taraftar grubu, ağırlıklı olarak sol tandanslı. Tam anlamıyla siyasi bir oluşum denemez ama duyarlılıkları var. Marsilya ve Livorno’nun taraftar gruplarıyla ciddi ortaklıkları var, Türkiye’de ise Fenerbahçe’nin Cefakar Kanaryalar grubuyla oldukça iyi ilişkileri var. Paris’teki her Marsilya – PSG derbisinde Original’in Paris şubesini konuk takım tribünlerinde görebilirsiniz. Bunun dışında tabii mübadeleyle gelenlerin çocuklarının ve 1964 sınır dışısı ile İstanbul’dan göçen ailelerin takıma önemli desteği var. Bir de tabii son yıllarda maddi sorunlardan dolayı şampiyon olamamak, stadyumun yıkılması ve yerine yenisinin yapılamaması, maddi kriz gibi durumlardan dolayı AEK taraftarında bir cefakarlık söz konusu. Bu kulübün de ruhuna uygun bir tavır aslında. AEK taraftarını herhalde diğerlerinden ayıran en önemli unsurlar bunlar. Türkiye’den İstanbul’dan biri olarak Yunanistan’daki AEK taraftarlarıyla gayet olumlu ilişkiler kurduğumu söyleyebilirim. Zaten kulübün tarihi itibarıyla İstanbul’a karşı büyük bir merak var. En son Eurosport.com’a yazdığım AEK yazısı, Yunanca’ya çevrilip AEK sitelerinde yayımlandı. Bir site benimle röportaj yaptı. Facebook mesaj kutum AEK taraftarlarının sevgi mesajlarıyla doldu. Bir tane “Sen Türk’sün, ne işin var bizim kulüple” tepkisi almadım, AEK kültüründe böyle bir şey yoktur zira.

AEK ve PAOK aslında Türkiye futbolunun da parçası. Türkiye’de birkaç yıldır “futbolun marka değeri” diye bir türkü tutturulmuş durumda. “Marka değeri” üzerine bu kadar çok laf üretilen bir ülkede, futbolun tarihsel bağları üzerine çalışan kimsenin olmamasını nasıl yorumluyorsun?
Türkiye’de futbol adına yaşadığımız bütün bu saçmalıklarla Türkiye’de AEK’in unutulmuş olması aslında köklerini aynı yerden alıyor. Bizde insanlar “hep kazanan olma” düsturu üzerinden yetiştiriliyor, altı yaşından itibaren başlatılan bir beyin yıkama bu. Ayıklanmış bir “milli” tarihle yetişen, her hikayenin başka bir tarafı da olabileceğini aklına getiremeyen insanların, AEK ya da PAOK’a sahip çıkmasını beklemek zor, zaten Türkiye’de Türkler dışında insanların da yüz yıllarca yaşadığını idrak etmeleri bile çok kolay değil. Bu koşullandırma ciddi miktarda fanatizm de içeriyor. Futboldaki fanatizm de köklerini yine bu “hep kazanan olma” hırsından alıyor. İnsanlar kendi şehirlerinin takımını bile es geçip, şampiyonluğa kim oynuyorsa onun peşine gidiyor. Son yıllarda futbola dair afişe olan bir yığın pislik bile insanları bu kazanma mastürbasyonundan vazgeçiremedi. O “marka değeri” dediğimiz şey de bunu sömürmeyi hedefleyen gayri insani bir mantık. Gayri insani olan bir şeyin insan hikayelerine sahip çıkmasını bekleyemeyiz. Ancak bir gün işin ucunda maddi bir çıkar görürlerse, sömürmeyi deneyebilirler.

Eğer İstanbul’daki azınlıkların büyük baskılar görmediği, hepbirlikte güllük gülistanlık bir ülkede yaşıyor olsaydık, AEK ya da Beyoğluspor bizim büyüklerin yanında yerini alır mıydı?
Tabii bu farazi bir soru. Koşulların o zaman nasıl olacağını bilemeyiz. Ama şunu söyleyebiliriz; daha renkli ve çeşitli bir futbol ortamımız olabilirdi. Bugün bile insanlar Türkiye’de kazanma ihtimali olmayan kulüpleri desteklemeye cesaret etseler, futbol nefes alınabilir bir hâle dönüşür. Çünkü Pera’yı Beyoğluspor’u tarihe gömen siyasi mantıkla, yalnızca kazananı desteklemeyi tercih eden futbol mantığı aslında ruh ikizi.

Advertisements

About exopolitan

Muhabir, gazeteci.

Discussion

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

vat is exopolitan ulan

Tenhalardaki kirlenmiş topraklarda yaşayan, kimi işsiz, kimi isimsiz, kimi kimliksiz, sadece sıfatlarıyla anılan insanların internet baskısı. Burada değil, orada olanların medar-ı iftiharı. Kocaman metropollerin uzağı, uzakta kalmış insan adacıklarının hemen yanı. Bakkalın bir üst sokağı! Exopolitan!

exohistory

Advertisements
%d bloggers like this: